Paylaşılan sorumluluk modeli neyi çözer?
Bulut ortamında güvenlik, ne tümüyle sağlayıcıya ne de tümüyle kuruma aittir; iki taraf arasında paylaşılır. Paylaşılan sorumluluk modeli, bu paylaşımın sınırını net biçimde çizer. Kısaca özetlenirse: sağlayıcı "bulutun güvenliğinden", kurum ise "buluttaki içeriğin güvenliğinden" sorumludur.
Sağlayıcının alanı; veri merkezinin fiziksel güvenliği, donanım, temel ağ ve sanallaştırma katmanıdır. Kurumun alanı; sisteme yüklediği veri, kullanıcı kimlikleri, erişim yetkileri ve hizmetin yapılandırmasıdır. Bu ayrımın net anlaşılması, güvenliğin sağlam kurulmasının temelidir.
Sınır hizmet modeline göre nasıl kayar?
Sorumluluk sınırı, kullanılan bulut hizmet modeline göre değişir. Model, altyapıya doğru indikçe kurumun sorumluluğu artar; hizmete doğru çıktıkça sağlayıcıya kayar:
- IaaS (Infrastructure as a Service · hizmet olarak altyapı): Sağlayıcı donanım ve sanallaştırmayı yönetir; kurum işletim sistemi, uygulamalar, veri ve erişimden sorumludur.
- PaaS (Platform as a Service · hizmet olarak platform): Sağlayıcı işletim sistemi ve platform katmanını da üstlenir; kurum uygulamaya, veriye ve erişime odaklanır.
- SaaS (Software as a Service · hizmet olarak yazılım): Sağlayıcı uygulama katmanını da yönetir; kurumun sorumluluğu ağırlıkla veri, kullanıcı kimlikleri ve erişim yetkilerinde toplanır.
Model ne olursa olsun sabit kalan bir alan vardır: veri, kimlik ve erişim yetkilerinin doğru yönetimi her zaman kurumun sorumluluğundadır. Bu yüzden model seçimi, kurumun hangi katmanları yöneteceğini de belirler.
Kurumun payı pratikte neyi kapsar?
Hizmet modeli ne olursa olsun kurum, şu kontrollerin sahibidir:
- Veri: Verinin sınıflandırılması, şifrelenmesi ve yaşam döngüsünün yönetimi.
- Kimlik ve erişim: Kullanıcı hesaplarının, rollerin ve yetkilerin yönetimi; en az yetki ilkesinin uygulanması.
- Kimlik doğrulama: Çok faktörlü kimlik doğrulamanın etkinleştirilmesi.
- Yapılandırma: Hizmetin güvenli varsayılanlarla kurulması ve açık erişim gibi hatalı ayarların önlenmesi.
Sahada karşılaştığımız bulut güvenlik zorluklarının büyük bölümü, altyapı katmanından çok müşteri tarafındaki yapılandırmadan kaynaklanıyor: fazla geniş verilmiş erişim yetkileri, etkinleştirilmemiş çok faktörlü doğrulama ya da yanlışlıkla açığa çıkmış bir depolama alanı. Sorumluluk sınırını başta net çizdiğimizde, "sağlayıcı zaten koruyordur" varsayımının doğurduğu boşluk ortadan kalkıyor ve her katmanda kimin hangi kontrolü kuracağı belirli oluyor.
Model güvenlik mimarisine nasıl bağlanır?
Paylaşılan sorumluluk modeli, bulut güvenliğinin çerçevesini kurar; bu çerçevenin içi kimlik ve erişim kontrolleriyle doldurulur. Kimlik yönetimi, çok faktörlü doğrulama ve en az yetki ilkesi, kurumun payındaki sorumluluğun somut karşılığıdır. Hibrit ortamlarda bu ilkeler, özel altyapı ile bulut arasında tutarlı biçimde uygulanır.
Kimlik tarafındaki güçlendirmeyi sıfır güven notunda, iki ortamın bütünleşmesini hibrit bulut notunda ele alıyoruz; bunları daha geniş network güvenliği mimarisinin parçası olarak kuruyoruz. Bulut ve veri merkezi tasarımının tümü ise bulut çözümlerimizin kapsamındadır.

